15 Şubat 2011 Salı

gecenin bir yarısı, kendimi yatırıp yatağıma uzun bir okyanus masalı anlattım. hayır kelime oyunu falan yapmıyorum gerçekten böyle oldu. yanımda biri olsaydı o da dinleyebilirdi ben masalımı anlatırken. sanırım o kadının anlatmaya çalıştığı şey buydu, yazsaydım belki tekrar tekrar üretilirdi, hepiniz sessizce okuyabilirdiniz; ama dün gecenin bir yarısı o masal canlandı ve ben okyanusun ortasında küçük mavi balıkla büyülü bir dünyada gezindim.
etten kemikten değil, temel atacak harflerden değil seslerden bir dünya kurmak.
keşke hemen şimdi böyle bir hareket başlatsak :)

5 Şubat 2011 Cumartesi

şimdi kafamı toplayıp ne yazsam size ne anlatsam boş.
bir şeyin etkileşime girebilmesi için nötr olmaması gerekiyor. Pozitif ya da negatif farketmez fakat nötr olmamalı.evet, ne kadar haklıyım(!)
bir de gereksiz yere uzatılmış muhabbetten daha kötü ne olabilir bilmiyorum.
gülegüle.

30 Ocak 2011 Pazar

uzun zaman sonra ilk defa bir şeyi yazarken bu kadar utandığımı hissettim. yazdığımı paylaşmasam da hislerimi paylaştım.
komik(!), bazen ne güzel saçmalıyorum. kontrol denilen bir şey olmalı insanın içinde sonra böylesine utanmamak için. en güçsüz hissedilen an insanın sarhoşluk bahanesiyle bir ton şey yaptıktan sonra ayıldığı an olmalı.

29 Ocak 2011 Cumartesi

özgür akan nehirlere, özgür büyüyen ağaçlara ve tek dertleri yaşamak olan bütün canlılara inat; "özgürlük" adına kaybettikleri gençliği, başkalarında bulup sömüren insanlar vardı dünyada. Ama yapılacak bir şey yoktu, doğanın olağan-olan yaşamına, sürekliliğin tersine insan; düşünmek, "iyi-kötü", "gerekli-gereksiz", "faydalı-faydasız" ve buna benzer daha bir çok sıfat sahibi politikaları üretmek zorundaydı.
neyse sonuç olarak yazının belli bir düşüncesi de yok bağlanabileceği bir yerde. ama yine de doğa -eğer bizim olmadığını farkedip, rahat bırakırsak- olduğu gibi olacak, olduğu gibi yaşayacak, sürecekken; insanlar düşünecek. Bazıları, gençliği arayacak, bazıları içgüdülerini geri istediğini söyleyecek, bazıları yanılsamadan memnun kalacak, bazıları üretecek, bazıları tüketecek, bazıları yeni bir yaşamın nasıl kurulacağını düşünecek ve buna -berfin olan benim- dilimde "yaşam" denecek.

28 Ocak 2011 Cuma

kimileri yola devam etti, kimileri geri döndü; ben mi? kalakaldım.

15 Ocak 2011 Cumartesi

seri ilanlar

bazı insanları özlersiniz, sohbet etmeyi, oturup çay içmeyi, yürümeyi, yemek yemeyi ve daha bir ton şeyi.

bazı insanları çok özlersiniz, onlarla da sohbet etmek, çay içmek, yürümek ve yemek yemeyi istersiniz ama en çok görmeyi ve görülmeyi istersiniz, yetmez ama evet.

bazılarını özlüyorum, evet fakat bazılarını çok daha çok özlüyorum.
bunu neden ilan ettim bilmiyorum ama öyle.