7 Ocak 2011 Cuma

kaç ölü kaç?

ölü kaç.

Acımı bir yük treniyle gideceğim yere taşımışlar, ben bazı sabahlar trenleri görürüm.
Tutmuşlar bir şehri tam kafamın ortasına koymuşlar, bazı bazı deliklerimden denizleri akar.
Bunu anlatabilseydim eğer bir şekilde birilerine belki iyi bir yazar olurdum ben de. Bazıları da şiirler yazarım içimden kağıtla karşılaşınca hepsini unuturum, belki hafızam biraz daha iyi olsaydı benden de iş çıkardı.

keşke,belki,bazı,bazen

ben.

ölü kaç.

ne bir şehire, ne bir şiire yükleyebilirsin bir serçenin intiharını. ama bir değil kaç serçe kaç ölü serçe kaç ölü kaç!

intihar derken ölmekten bahsetmiyorum aslında ama yapılacak bir şey yok ölmüş işte sonunda.
hüzün, melankoli hayatımda var olduğundan beri hiçbir öfke, öfke olmadı. hiçbir kızgınlık, kızgınlık değil. çok kızıyorum. çok sinirleniyorum. yerimde duramıyorum. yerimden kalkamıyorum.

ne bir anneye, ne bir amcaya yükleyebilirsin ağlayan oyuncak bebeğin kopmuş kafasını. ama bir değil kaç ölü bebek ağlayan, kaç ölü kaç!

kafası kopmuş ama susmamış ne zenci bebek ne şımarık çocuk. koparmış ama yine ağlamış işte yapılacak bir şey yok. birdün o kadar çok ağlamış olsaydım, o kadar çok ağlamış olsaydım da kurusaydı bir daha ağlamasaydım.

kaç ölü?
içimde kaç ölü?
dışımda kaç yaralı var yine?

özür dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder