3 Aralık 2010 Cuma

istanbul'a aşık mektup

sevgili istanbul, bunu sana uzaktan yazıyorum. aslında sana yazmamın hiçbir sebebi yok ama insan özlediklerine yazar sanırım. deniz kabuklarını ve deniz yıldızlarını seviyorum aslında bulutları ve martıları da. hatta uçmayı yüzmekten daha çok seviyorum. çiçekleri de çok seviyorum fakat bazen koparıyorum ve kaçışan böceklere çok üzülüyorum. balık tutmak zevkli bir iş gibi görünüyor fakat öldürmek nasıl zevkli olur bilmiyorum, bilmediğim şeyi öğrenmek için çok fazla çaba sarfetmiyorum. neyse istanbul, seni de mesela izmirden daha çok seviyorum, neden mi? bilmiyorum. kadıköyün gökyüzünü durup durup özlüyorum mesela, bir de arada sırada kucağıma bir kedi atlamış gibi hissediyor seviniyorum, onu da özlüyorum mesela. ben bazen kendimi anlamakta çok zorlanıyorum istanbul , bazen kendime çok şaşırıyorum fakat bunu yazarken düşünmüyorum, karmaşıklaştırmak hayır istemiyorum. insanın içinde hem yeşil hem mavi olabilir biliyor musun istanbul? o insan hem kırmızı hem turuncu ve aslında gök kuşağı olabilir. Gök kuşaklarını da severim ben mesela, hem ismi de gayet güzel. trenleri ve vapurları da seviyorum istanbul, bütün şehirlerin martılarını da hatta uçakları da. dağları da seviyorum, ağaçları da hatta bazen denizlerden daha fazla. çatıları seviyorum istanbul ve köpekleri ama en çok kedileri, ve güzel şarkıları, güzel insanları. İçindeki, içimdeki, yanımdaki ve güzel, benden bağımsız güzel olan her şeyi..
çoğu zaman özlüyorum istanbul ve çoğu zaman şaşırıyorum, sudan çıkmış balık gibi oluyorum.
bir sırrım var istanbul, çok seviyorum sırrımı, sana şimdi söyleyemem kim bilir belki hiç söyleyemem, onu da çok seviyorum.
göğünde kuşaklar çıksın istanbul.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder